Bir gencin aile şirketindeki geleceğini konuşmadan önce, kendi hayatıyla nasıl bir ilişki kurduğunu anlamak gerekir. Kalıcı hazırlık; kendini tanıma, seçim yapma ve sorumluluk üstlenme deneyimlerinin birlikte gelişmesiyle başlar.
Bir aile şirketinde yeni neslin geleceği konuşulurken masaya genellikle benzer sorular gelir: Hangi üniversitede okumalı? Hangi bölüm daha faydalı olur? Şirkette ilk olarak hangi departmanda çalışmalı? Yurt dışında kaç yıl deneyim kazanmalı?
Bu soruların her biri değerlidir. Ancak hepsi, çoğu zaman henüz cevaplanmamış başka bir soruya dayanır: Bu genç nasıl bir insan olmak istiyor ve bunu keşfetmesi için kendisine ne kadar alan açılıyor?
Gencin geleceği yalnızca şirketin ihtiyaçlarından hareketle tasarlandığında, ortaya düzenli bir kariyer planı çıkabilir. Fakat kişi o planın içinde kendi gerekçelerini bulamıyorsa, ilerleme dışarıdan bakıldığında başarılı, içeriden bakıldığında anlamsız hissedilebilir. Eğitim tamamlanır, unvan alınır, toplantılara katılım sağlanır; buna rağmen kişi neye katkıda bulunduğunu ve neden orada olduğunu açıklamakta zorlanabilir.
Kendini tanımak, deneyimle sınanan bir süreçtir
Kendini tanıma bazen birkaç kişilik sorusuna cevap vermek veya güçlü yönleri listelemek gibi ele alınır. Oysa insan, kendisi hakkında kurduğu cümleleri gerçek hayatın içinde sınar. “İnsan ilişkilerim güçlü” diyen bir genç, bir ekipte anlaşmazlık yaşandığında nasıl davrandığını görmeden bu özelliğinin sınırlarını bilemez. “Girişimci olmak istiyorum” diyen bir başkası, fikrini bir müşteriye anlatmayı ve olumsuz cevap almayı deneyimlemeden girişimciliğin hangi tarafına ilgi duyduğunu tam olarak anlayamayabilir.
Bu nedenle gelişim süreci, düşünme ve eylem arasında sürekli bir ilişki kurmalıdır. Genç bir sorumluluk alır, sonuçla karşılaşır, yaşadıklarını değerlendirir ve bir sonraki denemesinde yaklaşımını değiştirir. Böylece kimliği, kendisine yakıştırılan sıfatların ötesinde, yaşadığı deneyimlerle şekillenmeye başlar.
Örneğin sosyal etkiye ilgi duyan bir gençten doğrudan büyük bir vakıf projesini yönetmesi beklenmeyebilir. Önce belirli bir ihtiyacı araştırması, bu ihtiyacı yaşayan kişilerle görüşmesi ve küçük bir uygulama tasarlaması istenebilir. Burada elde edilen bilgi, projenin başarısından daha geniştir: Belirsizlik karşısında ne yapıyor? Yardım istemeyi biliyor mu? Bir işi tamamlamak için neye ihtiyaç duyuyor? Kendi fikrinin değişmesine izin verebiliyor mu?
Ailenin hayali ile gencin isteği nasıl ayrışır?
Bir genç ailesinin beklentisini kendi arzusu gibi ifade edebilir. Bu her zaman bilinçli bir gizleme değildir. Çocukluğundan beri aynı gelecek anlatısını duyan biri, başka seçenekleri düşünmeye ihtiyaç duymamış olabilir.
“Şirketi büyütmek istiyorum” cümlesi bu nedenle tek başına yeterli bilgi vermez. Hangi problemi çözmek istiyor? İşin hangi kısmını merak ediyor? Ailenin onayı aynı kalsa başka neyi denemek isterdi? Şirkette yer almak, onun için üretmek mi, ait olmak mı, güvence mi, yoksa birini hayal kırıklığına uğratmamak mı demek?
Bu sorular genci aileden uzaklaştırmak için sorulmaz. Kendi gerekçeleriyle kurulmuş bir bağlılığı anlamak için sorulur. Aynı görev, bir kişi için anlamlı bir seçimken başka biri için sürekli ertelenen bir ayrılma isteği olabilir. Dışarıdan aynı görünen iki kariyerin içeride farklı karşılıkları vardır.
Hazırlığın ölçüsü katılımın ötesine geçmelidir
Bir programa katılmak ile gelişmek aynı şey değildir. Sertifikalar, ziyaretler ve stajlar fırsat sunar; bu fırsatların gelişime dönüşmesi ise gencin ne yaptığına ve ne öğrendiğine bağlıdır.
Başlangıçta her adımı için onay bekleyen bir genç, zaman içinde seçenekleri araştırıp gerekçeli bir öneri getirebiliyor mu? Bir eleştiri aldığında ilişkiyi kaybetmiş gibi hissetmeden konuyu değerlendirebiliyor mu? Verdiği sözü tutamadığında açıklama yapıp telafi sorumluluğunu üstlenebiliyor mu? Bu davranışlar, gelecekteki yönetim kapasitesini konuşmak için daha somut bir zemin sağlar.
Gelişim planı da buna göre kurulabilir: düzenli öz değerlendirme, küçük ama gerçek sorumluluklar, aile dışından geri bildirim ve deneyimlerin birlikte incelendiği görüşmeler. Her adımın gencin yaşına ve hazır oluşuna uygun olması gerekir. Çok erken yüklenen büyük roller, hazırlık sağlamaktan çok rol yapmayı öğretebilir.
Şirketteki yerinden önce kendi hayatındaki yeri
Aile şirketine hazırlık, gence gelecekte oturacağı koltuğu göstermekten daha geniş bir iştir. Kendi kararlarının gerekçesini kurabilen, sonuçlarını değerlendirebilen ve gerektiğinde yönünü değiştirebilen bir insanın gelişmesine alan açmaktır.
Böyle bir genç aile şirketinde görev alabilir, başka bir kurumda deneyim kazanabilir veya farklı bir alanda üretmeyi seçebilir. Her durumda aile açısından değerli bir sonuç ortaya çıkar: Kendi hayatına katılan ve sorumluluğunu üstlenen bir yetişkin.
Bir sonraki aile görüşmesinde “Şirkette ne zaman başlayacaksın?” sorusundan önce şu soruyu sormak anlamlı olabilir: “Önümüzdeki yıl, kendin hakkında neyi öğrenmek istiyorsun; bunu öğrenmek için hangi sorumluluğu almaya hazırsın?”
